11 Aralık 2010 Cumartesi

ŞEHİR VE İNSAN KULÜBÜ "İSTANBUL'A SADAKAT" GEZİLERİNDE


İstanbul S.O.S, İstanbul artık alarm veriyor, cümlesiyle yola çıkan bir sivil toplum örgütü. Çünkü İstanbul, UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’nden çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya. Listeden çıkmak şöyle dursun, acaba kaybettiğimiz geçmişin değerinin farkında mıyız ? Ve kendi tarihine,kültürüne, geçmişten kalan anılarına böylesine sahipsiz bir toplum,yönetim ne zaman ve nasıl oluştu sorularını sormak,yanıtlamak, bunu değiştirmek biraz da bizim elimizde değil mi?
Şehir ve insan Kulübü olarak, 28 Kasım Pazar günü ‘ İstanbul’a Sadakat Gezileri’ne katıldık. Geziler Süleymaniye, Zeyrek ve Fener-Balat olmak üzere toplam 3 noktada yapıldı. Süleymaniye bölgesinde yapılan geziye yazar,fotoğrafçı Umut Yıldız eşlik etti.Yaklaşık 40 kişilik bir grupla incelemeye başlandı.Yer yer mahalle sakinleri ile yaşanan diyaloglar hem sevindirdi hem de üzdü. Olayları birinci elden dinlemek umutsuzluğu arttırırken, direnen insanların cesaretini görmek umudu çoğalttı. Bir kadın şahit olduklarını, çekinmeden anlattı. Tarihi yapıların göz göre göre yakıldığını, hatta bu yakma işleminin para karşılığında küçücük çocuklara yaptırıldığını söyledi. Bunu yapanlarsa büyük şirketler…
Gezi sırasında mahalle hakkında verilen bilgilerin daha nesnel olmasını bekledik şüphesiz ki, ama öyle olmadı. Belki de halkın her kesiminden katılımın olduğu bu gezide öyle olması gerekiyordu, ama kesin olan bir şey varsa o da biraz daha elle tutulur ve öznel olmayan değerlendirmeler duymak istememizdi.
Sonuç olarak gezi katılanları bir İstanbul gerçeğiyle yüzleştirdi.Yapılanların,yaşananların derinliğini, söz sahibi olanların rant uğruna neleri göze alabildiğini bizlere gösterdi. Çizmekle bitmeyen bu planlama dünyası, düşünmekle de bitmiyordu. Şahit olduklarını aktarmak, anlatmak, paylaşmak ve bir karşı çıkış yaratmak gerekiyordu. Belki bizler şehir ve insan kulübü olarak bu karşı çıkışı gerçekleştirebilir, bilinç oluşturmaya katkıda bulunabiliriz.
Fotoğraflar: Anıl ÇELİK, Fatma ŞEN
Yazı: Özge ŞAHİN

ŞEHİR VE İNSAN


Aynı yüklemin altında buluşan iki özne.

Şehir ve İnsan.

Başka oldukları kadar aynı, yalnız oldukları kalabalık…

Yaşam denen döngünün içinde tek bir cümlede yan yana.

Canlı, dinamik, organik…Ya da öyle olması gereken.

Neden şehir ve insan dediğimizde aklımıza gelen cevapların sadece birkaçı bunlar.

Birlikteler çünkü; mekânsız bir insan nasıl yoksa, insansız/soluksuz bir şehir de yok(tur) aslında.Siz hiç , bir romandaki insanı mekansız hayal ettiniz mi? İşte asıl nokta da bu. Nelerle değil de nerelerde mutlu olduğunuzu hiç düşündünüz mü?

Planlamanın yakın zamana dek yok saydığı, şehrin insan yönünü vurgulamak istedik.Bunu yaparken yaşadığımız kenti ve kendimizi düşündük. Alışkanlıklarımızı, özlemlerimizi, her gün yaşadığımız ve konuştuğumuz sorunları, düzeltmek istediklerimizi koyduk önümüze.

Herkes bilse,öğrense,katılsa,çabalasa dedik. En önemlisi de bir şeyleri değiştirebilme umudunu geri kazanmak istedik ve yola koyulduk…

Yazı: Özge Şahin